“Ev sahibi yurt dışında” denildiğinde
Ev sahibi sahiden uzakta olabilir. Onun adına konuşan kişi daireyi açabiliyor, yetkisini gösterebiliyor ve ev sahibini ekrana getirebiliyorsa riskiniz azalır; bu da parayı göndermek için tek başına yeterli sayılmaz.
Bu cümle doğru olabilir. Yurt dışında yaşayıp dairesini bir yakınına ya da emlakçıya bırakan insanlar var. Dert şu ki aynı cümle, para alıp ortadan kaybolmak isteyen birinin de işine yarar.
Konuşmayı uzatmadan şunları isteyin:
- Daireyi gezmek. Anahtar kimdeyse sizi o içeri alır.
- Ev sahibiyle görüntülü bir konuşma ve tapudaki adla aynı bir ad.
- Onun adına imza atılacaksa bu kişinin yetkisini gösteren bir belge.
Bir de paranın kime gideceğine dikkat edin. Hesapta ev sahibinden başka bir ad görüyorsanız sebebini sormadan göndermeyin.
Bunlara makul cevap gelmesi işi kesinleştirmez, yalnız riski azaltır. Görüntülü bir konuşma da belge de taklit edilebilir; bu yüzden daireyi gezmeden ve kapıyı açan kişiyi görmeden büyük bir tutarı göndermek en zayıf seçenektir. Üstüne acele de bindiriliyorsa başka işaretlere göz atın. Siz gidemiyorsanız bir dedektifin daireyi yerinde kontrol etmesi de mümkün.
Hesap numarası geldiyse o para bir gün daha bekleyebilir.